Birinci Dünya Savaşi`nda bir süvari alayiyla harbe katilmak
mecburiyetinde kaliyor. Rusya`da ihtilalin başlamasi üzerine bulundugu Petersburg`da
ihtilal işlerine karişiyor ve aktif bir rol aliyor, Genç ihtilalci ve vatanperver
Tambi artik, Rusya`da fazla kalmak istemiyor , memleketin istiklal davalarina
karişmak üzere hemen Kafkasya`ya dönüyor. Memlekette yorulmak bilmeyen bir azim
ve iman ile çalişarak az zamanda sivriliyor ve Kuzey Kafkasya milli merkez komitesine
aza oluyor. Bu esnada türeyen çarçi general Denikin ile ugraşirken bir taraftan
da milli davalarin halledildigi milli toplantilarda hürriyet, istiklal davalarinda
çalişiyor ve gece gündüz ugraşiyor.
General Denikin tasfiye edildikten sonra memlekete
saldiran kizil komünistlerle daglarda mücahit bir asker gibi çarpişiyor ve
nihayet memleketinin kizil düşman çizmeleri altina girmesine tahammül edemeyerek
Türkiye`ye geliyor ve buradan da Fransa`ya geçiyor. Fransa`da milli davada
feragatle ve faal bir surette çalişmasina devam ediyor.
Ikinci Dünya Harbi başlayinca kendisine yeni görevler
düşüyor. Bir taraftan kudretli kalemiyle Kafkasya`nin istiklal davasini müdafaa
ederken , diger taraftan yeni Kafkas muhacirlariyla esirlerinin yardimina
koşuyor. Bu bedbaht Kafkasyalilarin elemlerini hep beraber çekiyor, elden
geldigi kadar onlari bagrina basiyor, teselli ediyor, kirilmayan ümit işigini
onlara aşilamaya çalişiyordu. Nihayet yillardan beri izdirabini çektigi görüş anjininden
kurtulamayarak 63 yasinda oldugu halde 1952 tarihinde Paris`te hayata gözlerini
kapiyor. Kafkasya hakkinda büyük bir eser yazmiş ise de yayinlanmasini görmesi
kendisine nasip olmamiştir .
Ikinci Dünya harbi`nden evvel VarSova`da çikan Kafkas dergileriyle savaşta
bittikten sonra Münih`te çikan Kafkasya mecmuasinda ve daha evvelce Paris
`te intişar eden Le Caucase mecmuasinda bir çok yazilari vardir. Şimali Kafkasya
Milli Komitesi`nin Fransa mümessilligini de yapmakta idi.